Göbeklitepe, 1986'da tarlalarında bulduğu taşlarla keşfedildi. 1995'te başlayan kazılar, buranın dünyanın en eski tapınak kompleksi olduğunu ortaya koyarak insanlık tarihini derinden etkiledi. Bugün ise yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken önemli bir tarihi alan.

İbrahim Kaya

Göbeklitepe'nin hikayesi nasıl başladı?

Göbeklitepe'nin hikayesi, tarihin derinliklerine uzanan bir yolculuğun başlangıcını simgeler. 1986 yılında Şanlıurfa'nın Örencik köyünde, iki çiftçi tarafından bulunan oymalı taşlar, bir dönüm noktası oldu. Ancak bu taşların gerçek önemi, yıllar sonra yapılan kazılarla anlaşıldı ve insanlık tarihinin yeniden yazılmasına sebep oldu.

Şanlıurfa Göbeklitepe'nin öyküsü şu şekilde özetlenebilir:

Keşfin Başlangıcı: Göbeklitepe, 1986 yılında Şanlıurfa'nın Örencik köyünde yaşayan İbrahim ve Şavak Yıldız'ın tarlalarını sürerken buldukları oymalı taşı müzeye götürmeleriyle ortaya çıktı. Ancak, dönemin müze müdürü bu eserlerin kireç taşı olduğunu düşünerek önem vermedi ve taşları müzenin deposuna kaldırdı.

Kazıların Başlaması: 1995 yılında, Atatürk Barajı nedeniyle bölgede çalışma yapan Alman Arkeolog Prof. Klaus Schmidt, müzedeki taşları fark etti ve eserlerin fotoğraflarını çekerek hocalarıyla paylaştı. Schmidt, kendi çabalarıyla Mahmut Kılıç'ı ve Göbeklitepe'yi buldu ve kazıları başlattı.

Tarihin Yeniden Yazılması: Yapılan kazılarda, Göbeklitepe'nin milattan önce 10 bin yılına kadar uzanan ve dünyanın bilinen en eski mabedi olduğu ortaya çıktı. Bu keşif, insanların taş devrinden çıkıp uygarlık kurmaya geçişlerinin tarihini binlerce yıl daha geriye çekti.

Günümüzdeki Durum: Göbeklitepe, restorasyon çalışmalarının ardından yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği tarihi mekanlar arasında yer almaktadır.

  1. Keşfin Başlangıcı: Göbeklitepe, 1986 yılında Şanlıurfa'nın Örencik köyünde yaşayan İbrahim ve Şavak Yıldız'ın tarlalarını sürerken buldukları oymalı taşı müzeye götürmeleriyle ortaya çıktı. Ancak, dönemin müze müdürü bu eserlerin kireç taşı olduğunu düşünerek önem vermedi ve taşları müzenin deposuna kaldırdı.
  2. Kazıların Başlaması: 1995 yılında, Atatürk Barajı nedeniyle bölgede çalışma yapan Alman Arkeolog Prof. Klaus Schmidt, müzedeki taşları fark etti ve eserlerin fotoğraflarını çekerek hocalarıyla paylaştı. Schmidt, kendi çabalarıyla Mahmut Kılıç'ı ve Göbeklitepe'yi buldu ve kazıları başlattı.
  3. Tarihin Yeniden Yazılması: Yapılan kazılarda, Göbeklitepe'nin milattan önce 10 bin yılına kadar uzanan ve dünyanın bilinen en eski mabedi olduğu ortaya çıktı. Bu keşif, insanların taş devrinden çıkıp uygarlık kurmaya geçişlerinin tarihini binlerce yıl daha geriye çekti.
  4. Günümüzdeki Durum: Göbeklitepe, restorasyon çalışmalarının ardından yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği tarihi mekanlar arasında yer almaktadır.

Diğer Nasıl Yazıları

Göbeklitepe'de insanlar nasıl besleniyordu?

Göbeklitepe, insanlık tarihinin en eski tapınaklarından biri olarak bilinirken, aynı zamanda avcı-toplayıcı bir yaşam tarzının izlerini de taşımaktadır. Bu bölgedeki insan toplulukları, beslenme alışkanlıklarıyla da dikkat çekmektedir. Zira, tarım faaliyetlerine dair doğrudan kanıt olmamasına rağmen,...

Göbeklitepe'nin yaşı nasıl belirlendi?

Göbeklitepe'deki kalıntıların tarihlendirme analizleri, karbon-14 (C-14) yöntemi kullanılarak Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Marmara Araştırma Merkezi'nde (MAM) yer alan Karbon 14 Laboratuvarı'nda gerçekleştirilmektedir....

Göksu Parkı'na metroyla nasıl gidilir?

Göksu Parkı, doğayla iç içe vakit geçirmek isteyenler için ideal bir destinasyondur. Parka ulaşım oldukça kolaydır ve toplu taşıma seçenekleriyle rahatlıkla gidilebilir. Metro ile ulaşım sağlamak isteyenler, Batıkent-OSB/Törekent metro hattını kullanarak parka erişim sağlayabilirler....
Nasıl